RADIO ZAZA Tv ZONÊ MA KAMIYA MAWA ! BUMISÊ QÊSEY BIKE XU VIRA MÊKE ! Vila Kê
Dersimin kesfedilmemis bir hazinesi Ahmet Sarigül


Dersim’in kesfedilmemis bir hazinesi: Ahmet Sarigül


(Camal Tas’in Ahmet Sarigül Ropörtaji Üzerine Birkaç Söz)

Benachrichtigungssymbol
Zum Ansehen dieses Videos benötigst du den Adobe Flash Player.
Player von Adobe herunterladen


Dersim’in bir hazinesi kaldimi ki, Dersim’in kesfedilmeyen bir hazinesi de olsun diye sorulabilir. Evet, gerçekçe Dersim’in hazineleri yillardir talan ediliyor. Hem de her yönlü! Insan olarak varligi yillardir imha ediliyor. Kültürü, kültürel degerleri talan ediliyor. Tarihi ve arkeolojik varliklari çaliniyor, tahrip ediliyor. Yillardir yürütülen savas ile cografyasi imha edilmek istendi; köyleri, ormanlari, dogal güzellikleri tahrip edildi. Bu da yetmedi, uygulanan plan geregi su altina gömülmek isteniyor Dersim, suda bogulmak isteniyor. Bütün bunlara ragmen Dersim’in hala kiyida, kösede yasayan bir hazinesi kaldi mi diye sorulabilir.

Evet, kiyida ve kösede de kalsa, belki Dersim disina savrulmus da olsalar, Dersim’in hala kesfedilmeyen bazi hazineleri var. Burada üzerinde durdugum konu, Dersim’in kültürel degerleri ve bu degerleri üretenlerinden biri ile ilgilidir. Evet, Dersim’in hala inadina yasayan özelliklerinden biri, O’nun henüz yok olmayan bazi kültürel degerleri ve bu degerleri inadina üreten sinirli sayidaki ozanlaridir.

Dersim gibi Dersim’in ozanlari da yüzyillardir talihsizlikler yasiyorlar. Bunlarin en büyük talihsizlikleri de, yazili bir gelenege ve olanaga sahip olmamalaridir. Aslinda Dersim’in ozanlari, halkinin gördüklerini, yasadiklarini dile getirmislerdir. Ama bunlar sözlü olarak kalmistir. Dogal olarak bir ozan göçüp gittikten bir süre sonra, eserleri yetim kaliyor. Kayitli olmadiklari için de, bu yetimler sahip çikanlara kaliyor. Bunlara sahip çikanlar, Dersim’de çogu zaman halk olmustur. Halk yetimini sahiplenmis, onu çocugu gibi korumustur. Ama bu sahiplenme, bu koruma, çogu zaman kimligin, konumuz geregi eserin sahibinin bilinmesine yetmemistir. Çünkü yazili ve kayitli degildir. Dogal olarak bu eserlerin halka mal olanlari zamanla, anonimlesmistir. Kanaatimce anonim diye bilinen eserlerin çogu, dogrudan halkin yaptigi eserlerden çok, gerçekte bireylerin, ozanlarin ürettikleri olup yapani belli olmayan, daha dogrusu unutulmus sahipsiz eserlerdir.

Adlari ve eserleri günümüze ulasan Dersim ozanlari sayilir. Bilinenleri, bilindigi kadari ile kayit altina almak da önemlidir. Bu anlamda sayin Daimi Cengiz’in “Dizeleriyele Tarihe Tanik Dersim Sairi“ adli çalismasi ile SEY QAJI ve eseri ölümsüzlestirilmektedir. Böyle çalismalari yapan, yapabilen kaç arastirmacimiz, bilim adamimiz var? Bunlarin sayisinin da sinirli oldugu malümdür. Iste bu arastirmacilarimizdan biri de Cemal Tas’tir. Mesele sadece, hazinenin mevcut olmasi degildir, daha da önemlisi onun bulunmasi, deyim yerinde ise kesfedilmesidir.

Geçenlerde Hindistan’da 16. Yüzyildan kalma bir Buda tapinaginda milyar dolarlik bir hazine bulundu. Yillarca, yüz yillarca insanlarin gittigi, ibadet ettigi bir mekanda hazine var ve kimse bunun varkinda degil. Eger, bu örnegi Dersim’e uyarlarsak, beraber yasadigimiz, dügünlerde derneklerde ezgilerini, agitlarini dinledigimiz yani basimizdaki ozanlarimizi bilmiyoruz, tanimiyoruz ve onlarin eserlerini, hayat hikayelerini kayit etmiyoruz. Gün geliyor, bu koca çinarlar bir bir devriliyor ve onlarin eserleri de yetim kaliyor, çogu yitip gidiyor.

Sevgili Cemal Tas’in yaptigi isi tanimlamak için dogru kavramlar bulmakta zorlandim desem, yanlis olmaz. Evet, hazineyi arayip bulana ne denirdi? Hazine arayicisi mi? Onu, bunu bilmem ama Cemal Tas’in, gerçek bir hazine kesfettigini söyleyebilirim. Hem de yasayan bir hazine!

Sevgili Cemal Tas, Dersim’in yasayan hazinelerinden Ahmet Sarigül’ü bulup konusturuyor. Neler mi sormus? Neler sormamis ki? Peki, Ahmet Sarigül neler anlatmis? Neler anlatmamis ki? Bir dokun bin ah isit misali, anlatmista, anlatmis! Bunlari, burada anlatmak yerine okumanizi öneriyorum. Onun için detaya girmyorum.

Kendi ifadeleriyle A. Sarigül, okul yüzü görmemis, Türkçe’yi sonradan, okuma yazmayi ise askerde çat pat ögrenmis, deyim yerinde ise dogal bir hazinedir. Gerçi eserlerinin bazilarini biraz Türkçe sosuna bandirmistir ama olsun, o hali ile de güzeldirler. Memleket kokan ezgiler.

Ahmet Sarigül’ün yakinarak dile getirdigi konulardan biri, eserlerinin asirildigi (çalindigi) noktasindadir. Örnekler, isimler vermis. Nazik bir konu. Konunun üzerinde durmamin nedeni, kimseyi suçlamak veya rencide etmek degildir. Ama dogrusu ben de, herseyin göründügü gibi degil, oldugu gibi bilinmesinden yanayim. Bu anlamda Ahmet Sarigül’in dile getirdigi bazi noktalarda açiklama yapma geregi duydum. Bunlari röportajin devamindaki notlarda islemeye çalistim.

Türkçe çeviride, söylenenden çok anlatilmak isteneni vermaya çalistim ama her halükarda metnin özüne sadik kaldigimi söyleyebilirim. Röporajin önce Türkçesini, sonra Cemal Tas’in yaptigi sekliyle Zazacasini aynen sunuyorum.

Ahmet Sarigül’ün dile getirdiklerini zevkle okuyacaginizi umarim.

M.Tornêgeyali



Dersim’in yasayan hazinelerinden Ahmet Sarigül

Yanik Sesli (Vengo Melul) Ahmet Sarigül ile Röportaj

Cemal Tas, Dersim, Kültür ve Etnografya Dergisi, Yil-8, sayi-10, Haziran 2009, s.18-23

(Cemal Tas: Uzun zamandir “Kilamê Kirmanciye“ adli kitap çalismasini yapiyorum. Bu Subat ayinda kirvelerim Hayri (Xeyri) ile Canan, beni ve kirveleri Latife’yi Ingiltere’ye davet ettiler. Ikrar, onlardan kederi uzak götürsün. Bu arada ‘kara kitabi‘ da beraber götürdüm. Biliyordum ki, kirvem Hayri’nin ‘Kirmanciye Kilamlari‘ (Dersim Ezgileri) üzerine epeyce bilgisi vardir.

Allah sizden de, ondan da razi olsun. O kadar isi gücü arasinda, kitabimin eksikliklikleri tamamlansin diye, benden fazla gayret gösterdi. Ezgiler üzerinde çalisirken kirvem, Ahmet Sarigül’den bahsetti. Ahmet Sarigül’ün adini, o güne kadar hiç duymamistim. Sonra kirvem Hayri, arastirdi, O’nun adres ve telefonunu ögrendi. Ingiltere’den döndügümde Kemal Mutlu ve Hasan Temur’un da yardimiyla, ‘Hazzolo’nun mekaninda görüstük. Meger ki, Sefaköy Sögütlüçesme’de kaliyormus. Telefonla tanistik, kararlastirdigimiz günde de, bulustuk. Ahmet amcanin oglu Süleyman da beraber gelmisti. Bu sohbeti, Dersim Dergisi okuyuculari için Beyoglu Hazzopulo’da gerçeklestirdik).



Arastirmaci yazar Cemal Tas ile Ozan Ahmet Sarigül sohbet halinde

Cemal Tas: Merhaba Ahmet Amca. (Ma be xêr di).

Ahmet Sarigül: Merhabalar (Xêr be silamet).

Cemal Tas: Önce seni taniyalim?

Ahmet Sarigül: Adim Ahmet Sarigül. 1937’de Askirek (Askirege) de dogmusum.

C.Tas: Yani 38’den bir yil evvel, degil mi?

A. Sarigül: Evet. Zaten, 1938’de Samsun’a sürgün edildik.

1952’de ise memleketimize (Askirege) geri döndük.

C.Tas: ‘Kirmancki‘ (Zazaca) dilinde sen nasil taniniyorsun? Atalarin kimdir?

A. Sarigül: Bana, -(Sey Sori oglu)- Sey Ferat’in torunu derler. (Hemed, Sileman, Sey Ferat, Sey Sori).

C.Tas: Bunlardan öteye gidebiliyor musun (sayabiliyor musun)?

A. Sarigül: Hayir, … gidemiyorum.

C.Tas: Annenin adi nedir?

A. Sarigül: Sultan

C.Tas: Sultan kimin kizidir?

A. Sarigül: Ilyas Birazuna’nin kizidir. Onlar da Askireklidir.

C.Tas: Aranizda akrabalik var mi?

A. Sarigül: Hayir, aslinda birbirimizden uzagiz. Bizim atamiz Ovacik’tan gelmis. Dedem, Askirek’de evleniyor ve orada kaliyor.

C.Tas: Siz Kalanli -(Khalu) asiretinden misiniz?

A. Sarigül: Biz, esas Sey Kemalliyiz. Bolanlar (Bolu/Boliyu) üzerine sayiliriz (sayiliyoruz).

C.Tas: Peki, Seyit Kemaller Rehber’dir (Rayber). Siz rehberlik yapmiyor musunuz?

A. Sarigül: Biz de küçük kardes, büyük kardesin elini öpmüs, onu kendisine rehber edinmistir. Dersim Seceresi (Six Hasan Seceresi, nb) Seyit Kemallerdedir. Bir zamanlar Ana Leyla’da idi. Sey Kerem, Ana Gülüme tarafindan bakilmis ve korunmustur. Qocê Sori dedemizdir (atamizdir). Türbesi (Hewsê xo) ‘Qewax’ mintikasindadir. Soyu, Seyit Mahmut Hayrani’den gelir, gider büyük Seyh Hasan’a (Six Hesen) dayanir.

C.Tas: Türbe (Hewis) Bodig’da mi?

A. Sarigül: Evet, Bodig’dadir. Six Hesen (Seyh Hasan) Baba’nin torunudur. Türbesi Malatya’dadir. Six Hesen Baba Horosan’dan gelmistir.

C.Tas: Çocuklugundan ne hatirliyorsun, Ahmet Amca?

A. Sarigül: Çocuklugum Samsun’da geçti. Babam, orada; Samsun’da öldü ve biz yetim kaldik. O zaman ben, küçücüktüm. Amcam vardi, o da askere gitti.

C.Tas: Amcanin adi neydi?

A. Sarigül: Sey Ismail idi; Sasmail derlerdi.

C.Tas: Baban neden öldü? Hastaliktan mi, yoksa Allahin emriyle mi?

A. Sarigül: Babami zor hatirliyorum. Yola gitmisti, ondan öldü. O gün, babamin dayisi hastalanmisti. Adi, Yusuf Aga’nin oglu Mehmet’ti. Babam da sehre gidiyor ki, dayisina ilaç getirsin. Bizim köy ile sehir arasi da epey yoldur. Hem de sik agaçli ormandir. Geceleyin bu yoldan dönüyor. Sabahleyin yola dümüstü, sekiz saat bu taraftan, sekiz saat öbür taraftan, ayni günde gitti ve geldi. Eve yetistigi anda neneme -(annesine)- dedi ki: “Anne, biraz su ver!“ O, suyu verdi, suyunu içti, sabahleyin yataga düstü (girdi), bir daha yataktan kalk(a)madi. Artik, gece yolda neyle karsilasmis, bilmiyorum. Ben, dört-bes yaslarinda idim. Babam, kiz kardesim Fadime’yi çok severdi. O gün sehirden gelirken, kiz kardesime postal getirmisti.

Ben dedim ki: “Baba, bana niye postal getirmedin“?

Dedi: “Oglum, bir daha gittigimde, sana da getiririm.“

Babam hastalandiginda, nenem sehre gitmis ki, onun için ilaç getirsin. Köyün diyarinda göründügünde, bakiyor ki, bizim evin önü kalabalik olmus, anliyor ki bir seyler olmus. Kendini yere atiyor, yuvarlaniyor. Haybesinde karpuz varmis, o karpuz yuvarlandi. Ben küçüktüm, gittim karpuzu yedim.

Bir kadin komsumuz vardi, adi Emine idi. O, koyunlari kapinin önüne getirip, otlatmisti. Ben de gidip kuzularla oynadim. Koçun biri, bana bir küt vurdu, kayadan asagi atti. Bacagim siyrilmis, kan revan içinde kalmisti. Beni götürüp babamin yatagina koymuslar. Oysa ki babam ölmüs ve getirip yataga koymuslar. Ama benim, babamin öldügünden haberim yok! Annem agliyor, ama ben neden agladigini bilmiyorum. Dedim ki:

“Anne, babamdan neden ses seda çikmiyor?“

Annem dedi ki:

“Uyuyor.“

Sonra, babami defin ettiler.

C.Tas: Sen kundakta iken, sizi sürgüne göndermisler. Sen, hiç sordun mu, sizi neden sürgün etmisler? Ya da sizinkiler 38’de, hükümete karsi silahli çatismaya girmisler mi?

A. Sarigül: Hayir, bizimkiler silahli çatismaya katilmamislar. Ancak, bizim taraftan çok kisiyi sürgüne gönderdiler. Köylerimiz, 1952’ye kadar ‘yasak mintika‘ idi. Menderes basa geldikten sonra, kanun çikartti, oralar serbestlesti. Ilk önce de, biz geri döndük; köyümüze gittik. Üç tane keçimiz vardi. Çamurdan ev yaptik, altina girdik. O yil biraz misir ektik. Ben, bazen gurbete gidip çalisiyordum. Zamanla malimiz, davarimiz da çogaldi.

1995’de köyler yine bosaldi.

Bizi, Samsun Terme’de Bolas¹ köye vermislerdi. Yetim kalmistik, çalisanimiz yoktu. Amcam, yanimiza geldi, ama o da asker oldu. Sarikamis’ta dört yil askerlik yapti. Biz, orada çok zorluk çektik. Ölmedik… Velhasil, ayakta kaldik. Çarsamba da Alisan Bey vardi. O’nun degirmeni vardi. Ben, onun degirmenine gider, çuvallari tutar, yardim ederdim. Insanlar, bugday getirir, ögütürdü. Çuvallari doldururdum, onlar da bana un verirlerdi. Ben, o unlari eve götürür, pisirir yerdik. O unlarla idare ederdik.

Alman harbi çikmisti, kitlik vardi, ekmek bulunmazdi. Nenem, sagliginda bizi muhtaç etmedi. O, gider, dolasirdi. Insanlar, yiyecek ve esya verirdi, o da bize getirirdi. O ölünce, biz yetim kaldigimizi anladik.

Nenem öldügünde, amcam askerdi. Dört yil yalniz kaldik. Biz, kendimizi besliyemiyorduk. O siralar, her Sali günü sehir pazari vardi. Köylüler, gider pazardan mal, esya, yiyecek getirirdi. Biz, gider yolu gözlerdik. Ben, kiz kardesim ve bir de arkadasimiz Seydaliyê Hemedê Ismali vardi, beraber yolu beklerdik. Köylüler pazardan dönünce biz, yanlarina gider, onlar da bize somun ve meyve verirlerdi. Biz, bir hafta o yiyeceklerle idare ederdik. Ertesi hafta yine gider, yolu kollardik. Annem de bizimle gelirdi ama o utanirdi, ormanda saklanirdi, kimseye görünmezdi.

Sonra amcam askerden döndü, bizi geçindirdi, kimseye muhtaç etmedi. Zaten, ben nüfusta babam üzerine degil, amcam üzerine kaydedilmisim. Annem de, amcam ile evlendi. Amcamdan allah razi olsun, o, bize sahip çikti, bizi geçindirdi. Ben, gurbette çok yiprandim.

C.Tas: Amcan o vakit henüz bekar miydi? Yengesini nasil aldi?

A. Sarigül: Gönlü yoktu. Nenem zorladi, o da annemi aldi. O, babamdan küçüktü, daha bekardi.

C.Tas: Siz yolu kollamaya gittiginizde, köylüler sizin Dersim sürgünlerinin çocuklari olduklarini biliyorlar miydi?

A. Sarigül: Evet, onlar bizi çok severlerdi. Babam öldügünde onlar bize çok yardim ettiler. Bazilari Ordu’dan gelmisti, sürüleri vardi, mal mülk sahibi idiler. Ben, kendilerine çobanlik yapardim. Baglari, bahçeleri vardi.

C.Tas: Sen bir daha o tarafa gitmedin mi?

A. Sarigül: Iki yil önce babamin mezarina gittim. Oradaki çocukluk arkadaslarimi gördüm. Baba dediler ki: Sen nerdesin? Biz seni çok sorusturduk, adresin yoktu. Siz sahip çikmayinca, heyet geldi, buradaki arazilerine, hazine el koydu.“

Bize, çok destek vermek istemislerdi. Ancak biz, bize verilen mülke sahip çikamadik; halbuki tapumuz da vardi.

C.Tas: Nenen babanin annesi miydi? Kimlerdendi, adi neydi?

A. Sarigül: Nenemin adi Sultan idi. Babamin annesiydi. Bizi sürgün ettiklerinde dedem, amcam ile gidiyor, (gönderiliyor). Nenem de, babam ile geldi. Dedem ile amcami Denizli’ye sürgün etmislerdi. Babam öldügünde, onlar istediler ki, biz oraya gidelim. Biz gitmeyince, dedem ve amcam o zaman yanimiza; Samsun’a geldiler. Dedem dedi ki:

“Ben burada ölürüm, beni oglumun yanina defin edin!“

Orada öldü, mezari, babamin mezarinin yanindadir. Oglunu çok severdi. Vasiyet etti ki, oglunun yanina gömülsün. Mezar kazilirken, basi, babamin ayak tarafina getirilmis.

Dedem, tambur çalardi. Hem bizim dili (Zazaki), hem de Kürtçe (Kirdaski) konusurdu. Çocuklari sünnet ederdi. Ama ben çocuktum, aklim kesmiyordu, azicik simasini hatirliyorum. Söyle, kisa boyluydu. Ancak, oglu öldügünden beri, hiç tambur çalmazdi.

C.Tas: Deden Sey Ferat için söylüyorsun, degil mi?

A. Sarigül: Evet.

C.Tas: Siz sürgünde, kim kim idiniz?

A. Sarigül: Nenemdi, annem ve babamdi, kiz kardesim Fadime ve bir de ben vardim.

Ayrica Koce Sori giller vardi. (Çê Kocê Sori bi). Yil 1941 idi, saniyorum…!

C.Tas: Peki sen Kirmancki dilini (Zazaca’yi) nasil unutmadin?

A. Sarigül: Annem, nenem konusurlardi.

C.Tas: Sen, orada okula gitmedin mi?

A. Sarigül: Köyümüz, dagin basindaydi. Orada okul (mektev) yoktu. Terme’de vardi. Ben, annemi birakip nasil Terme’ye giderdim? Ben, hiç okula gitmedim. Türkçe’yi orada ögrendim. Askerde de biraz yazi ögrendim.

C.Tas: Sen Tamburu ne zaman çalmaya basladin?

A. Sarigül: Ben tamburu, önce Davut Sulari de gördüm. 1955’de Iliç’de konser verdi, orada Tambur çalmisti. Tambur meraki oradan bana geçti. O siralar Iliç’de sehir kulübü vardi. Ben, orada garsonluk yapiyordum. Kirk lira kazanmistim. Erzincan’a gittim, orada Kumas oglu Ali Soylu vardi, Tambur yapiyordu. Otuz lira verdim, kendime bir Tambur aldim. O Tamburu bir çarsafa sardim, Pülümür’e gittim, bir kahvede astim. Param yok ki, otelde yatayim. Ilkbahardi, çevreme bakiniyorum ki, bir kamyon bulup kasasinda yatayim. Otelci Hidir Yildiz vardi. Ölmüyse, allah rahmet eylesin.

Bana dedi ki: “Gel, yat. Artik kapilari kapatiyoruz.“

Ben, mecburen gittim. Dedim ki:

“Amcacigim, benim param yok!“

Dedi ki: “Canin sag olsun. Sen nerelisin“

Dedim: “Ben Askirekliyim.“

Dedi: “Gel, yat. Birgün yolun buralardan geçer, o zaman ödersin.“

Beni misafir etti. Otel parasi ve çay bir lira otuzbes kurus tutmustu. Köye gittim, annem parayi verdi, o adamin borcunu gönderdim.

Artik yavas yavas Tambur çalmaya basladim, zamanla ögrendim.

Sonra gittim, askerligimi Izmir’de yaptim. Orduevinde idim. Saz grubumuz vardi. Bu, “Oy Meleme“ ezgisini ben orada, askerde uyarladim. Asik Daimi bu ezgiyi 1965 yilinda plak yapti. Ben, Zazaca (Kirmancki) ve Türkçe (Tirki) karisik okumustum. Rahmetli Asik Daimi o ezgiyi degistirdi. Ancak, demisti ki: ‘Söz-müzik Ahmet Sarigül’e aittir. Daimi, iyi biriydi, erken öldü. Daha sonra Hasan Saglam, odur kasetinde seslendirmis.

C.Tas: “Oy Meleme“ ezgisinin sözleri nasildi?

A. Sarigül: Oy Meleme (s.20-21)²

Pülümür yollari kardir

Beni aglatan bir yardir

Aglatma güzelim beni

Aglamak bize zarardir

Oy Meleme Meleme

Çimi siay buri qelemê

Ezo serba canê to

Biyo dismenê alemi

Sarigülüm sor halimi

Saram yarin cebelini

Kiz ben senin yüzünden

Gezerim gurbet elini.

1962 yilinda ise ben Izmir radyosunda “Ela Gözünü Sevdigim Dilber”³ türküsünü okudum. Onu da -(daha sonra)- Bedia Akartürk seslendirdi.

Askerden döndügümde bir gün Pülümür’e gittim, bir kahve de tambur çaldim, türkü söyledim. Insanlar, üst üste yigildi. Bana para topladilar, bir günde kirk lira kazandim.

Tunceli’ye gittim, Veli Suroglu tamburu gördü. Beni götürdü, içtik, ben tambur çaldim, türkü söyledim. Oradan Malatya’ya ve Malatya’dan Bursa’ya gittim. Daha sonra memleketten esimi alip Bursa’ya gittim ve üçyil orada kaldim.

C.Tas: Sen Bursa’da ne is yaptin?

A. Sarigül: Bir arkadasim vardi, o da keman çaliyordu. Onunla beraber dügünlere giderdik. Biz tambur ve keman ile beraber çalardik. Her dügünde ikiyiz elli lira aliyorduk.

C.Tas: Kirmançlar -(Dersimliler, Aleviler)- da sizi çagiriyor muydu?

A. Sarigül: Türkler de, Kirmançlar da -(Dersimliler, Aleviler)- bizi çagiriyordu. Bulgarlar (göçmenler) bile bizi çagiriyordu. Biz Bursa’dan Istanbul Sarigazi’ye gider, dügünlerde çalardik. (Ma Bursa ra siyene Estemol Sarigazi de ki citi viyarnêne ra). Daha sonra Bursa’dan Istanbul’a gittim. Ben Turan Engin’e de tambur çaldim. Haydar Agbaba’ya, Bedri Ayseli’ye de çaldim. Izmir radyosunda Beyhan Akinci vardi, O’na da tambur çaldim. O siralar, arka çikanlarim (destekleyenlerim) yoktu. Esmer birini görünce, yanina gider, tanisirdik. Ali Ekber Çiçek’i de taniyordum ama ona kirginim.

C.Tas: Neden?

A. Sarigül: Bana dedi ki: “Sana plak yaparim, destek veriririm.“ Ama kiskançti, beni oyaladi, hiçbir sey de yapmadi. Fakat ben onu çok misafir ettim. Hem Bursa’da, hem de Izmir’de.

C.Tas: Bursa’dan sonra…?

A. Sarigül: Oradan Istanbul’a geldim. Kirk yildir Istanbul, Sögütlüçesme’de yasiyorum. 1965 yilinda orada gecekondu yaptim, hala oradayim. (1963 yilinda memleketten göç edip Istanbul’a geldim). Istanbul’da sekiz yil Hürriyet gazetesinde çalistim. Onüç yil da Güven Plastik’te çalistim. Oradan emekli oldum.

1966 yilinda üç tane plak çikarttim. Iki tanesini Senay Plak’tan, birini de Palandöken Plak’tan.

C.Tas: “Vore vora“4 adli ezgi de senin mi? (Vore Vora ki to yimis kerda?).

A. Sarigül: Evet, o da benimdir. (Heya, a ki yê mina, s.21).

Vore vora esto gilê kou

Çêu barkerdo siyê duzê waru

La lao ti ke sona memleketu

Comerd to veco ma rê biyaro.

Bölük bölük olmus peri kizlari

Hiç birisi Gülizar’ima benzemez.

*************

Zazaca’dir ama içinde Türkçe’de vardir. (Zazacawa hama tey Tirki ki esto, s.21).

Bir de ‘Geldim Imam Hüseyin‘ ve ‘Çok zamandir ayrildim siladan, gönül vazgeçmiyor miri vefadan‘ adli ezgiler. Bunu uzun hava olarak söyledim. Ben türkü söyledim ama kimse elimizden tutmadi. Acemilik dönemindeydik, Istanbul’a geldik… 1975 yilinda Istanbul Radyosunda amatör yarisma olmustu. Ben de girdim, altinci oldum. Bir ezgi seslendirmistim, adi ‘Piro‘ idi. Diyordum ki:



A. Sarigül’ün ‘Gel Dinim Imanim Imam Hüseyin’ adli plagi.


O hangi agaçtir dalsiz, budaksiz

O nedir gezer elsiz, ayaksiz

O nedir havada uçar kanatsiz

Gel bunun manasini simdi ver piro

O hurmadir dalsiz budaksiz

O yilandir gezer elsiz ayaksiz

O rüzgardir uçar kanatsiz talip

*************

C.Tas: Sen o plaklardan sonra neden kaset (bant) çikarmadin?

A. Sarigül: O siralar, hem plak ham maddesi yoktu ve hem de arajmanlar çiktigindan halk müzigi gerilemisti. Orhan Gencebay ve onun gibilerden sonra biz piyasada yer bulamadik. Kriz vardi, Feyzullah Çinar’in plaklari bile satilmadi. Ayrica benim destekleyenim yoktu.

C.Tas: Kirvem Hayri dedi ki, “Oy Fadike“ türküsünün uyarlayicisi da Ahmet amcadir. Gerçekte, isin asli, astari nedir?

A. Sarigül: Ben bir kizi sevdim. O, gitti baska biri ile evlendi. Ona kizginligimdan, gittim, çocuk yastaki baska bir kizla nisanlandim. Nisanlim, henüz onüç yasinda idi. Amcam Sah Ismail, evlenmem için beni zorladi. Ben de dedim ki, askere gidip geleyim, ondan sonra…

Bu arada gurbete gittim. Haber geldi ki, kardeslerimin sünneti var. Köye döndüm. Baktim ki, davulcular köye gidiyor.

Dedim ki: “Anne davulcular nereye gidiyor?“

Dedi: “Halani getirmeye gidiyorlar!“

Biz Mezreköy’deydik.5 Gidip Askirek’ten (Askirege) getiriyorler. Davulcular gitti, bir iki saat geçti, geri gelmediler. Sonra baktim ki, sirtta göründüler. Hemedê Qemeri diyorlar, misayibimdir. Baktim ki o, gelinin (atini) önden çekiyor. Ben aglamaya basladim, dedim ki: “Ey vah, ey vah…“ Çocuklar (gençler) bana soruyor: “Neden agliyorsun?“ diye.

Dedim ki: “Onlar gidip bana gelin getirmisler.“

Yavuklumun evine gittiklerinde, o, kaçiyor; gidip dallarin arasina saklaniyor. Onlar gidip bulup getiriyorlar. Zorla gelin ediyorlar. O, daha küçücüktü, çelik çomak oynuyordu. O, Fadike6 türküsünü O’nun üzerine yaktim.

Ben gurbete gider, gezerdim. Ondan (amcam) öyle yapti ki, yaninda kalayim. Kardeslerimi sünnet ettiler, benim dügünü de böylece aradan çikardilar.

C.Tas: Peki, o zaman senin gönlün yokmuydu da agladin?

A. Sarigül: Hayir, hayir. Gönlüm vardi ama (nisanlim) daha çocuk yasta idi. Ben, askerden döndükten sonra getirmeyi düsünüyordum. Hem ben artik yirmi yasindaydim, o ise çocuktu.

C.Tas: Simdiye kadar hala esin olan o Fadik mi? Çocuklarinin annesi?

A. Sarigül: Evet, odur evde.

C.Tas: Sen gerçekten yavuklun üzerine mi söyledin, yoksa baska birinde mi gönlün vardi?

A. Sarigül: Dügünü yapinca, yavuklumun çocuklugunu unuttum. Sonra, aradan birkaç yil geçti, bizim köyde bir kiz vardi. Onun adi da Fadike idi. 1986 yilinda o kizi gelin ettiler, o da çocuk yasta idi. O vakit, ona acidim, benim yavuklum da çocukken gelin olmustu. Ben de o zaman bu türküyü yaktim (uyarladim) ki, kizlar çocukken evlendirilmesin. Insana ibret olsun. O yaslarda, onlarin akli kesmez ki ask nedir, evlilik nedir?

Bir gün Pülümür’de bir eve misafir oldum. Aksam oturduk, raki içtik, arkadaslari geldi, ev doldu. Tambur çaldik, türkü söyledik. Sabah oldu, ev sahibi kadin çay yapip balkona getirdi, dedi: “Gel çay iç.“

Hem çay içiyoruz, hem de sohbet ediyoruz. Baktim ki kadin hiç konusmuyor, suskun ve üzgün. Dedim ki: “Bacim, sen neden öyle suskunsun, neden konusmuyorsun?“

Dedi: “Ne konusayim?“ Dedim, “ iki dakika önce keyfin yerindeydi, simdi ne oldu?“

Baktim ki, sekerin içine su damliyor. Yagis da yok, yukari bakiyor, balkon! Dikkatlice süzünce, gördüm ki, kadin agliyor, göz yaslari da sekerin içine damliyor.

Meger ki, kadin genç kizliginda bizim köydeki bir gence asikmis. Oglanin babasi, bu kizin babasinin evine gidiyor. Gitmis ki, bu kizi ogluna istesin. Gidip oturuyor. Soruyorlar:

“Neden geldin? Hayirdir!“ Diyor ki: “Ben hayirli bir is için geldim. Kizini, ogluma istemeye geldim.“ Kizin babasi diyor ki: “Verilecek kizim yok! Hangi yoldan geldinse, o yoldan dön ve git!“

Kadin, öyle dile geldi, dedi ki: “Babam, o vakit bana sormadi ki, kizim, gönlün var mi, yok mu? Oglana, böylece red cevabi verildi. Simdi onbes yildir, baska biri ile evliyim ama gönülsüz. Iste, benim derdim budur. Bu yüzden agliyorum.“

Ben, -(bu olay üzerine) bir de onun üzerine yaktim. Gerçekten de aradan yirmi yil geçti, ayrildilar. Bu çocuklara günah degil mi? Neden, gönülsüz ve zoraki evlendirilsinler? Neden, istedikleri ile evlenemesinler?

C.Tas: Murat isi, günahtir, öyle degil mi?


A. Sarigül: Evet, en büyük günahtir. Tanri biliyor, ne kadar büyük günah oldugunu. Ben de bir kizi sevmistim. Amcam dedi ki, sana isteyecegim. Baska biri geldi, o kizi istedi. O, benim sevdigm kiz, gitti baskasi ile evlendi. Hem onun, hem de benim için iyi olmadi. O gidince ben, bir tane de ona yaktim: “Hiç kimse benim Sultanima benzemez.“
Daha sonra, ben de gittim, inadina Fadike’yi istedim. Dedim ki, üç yil kalsin, ben askere gider gelirim, kismetse evlenirim, degilse de olmaz. Ama amcam gitti, erkenden getirdi. Daha çocuktu. Boyuna babasinin evine giderdi, ben de gider, getirirdim. Istanbul’a gelene kadar. Dört tane çocugumuz oldu.

C.Tas: Sen Sihanli (Sixan) Pasa’yi taniyor musun?

A. Sarigül: Belki görmüsüm ama hatirlamiyorum.

C.Tas: Peki Pardiyeli Hüseyin’i (Wusênê Pardiye)?

A. Sarigül: Duymusum ama görmedim. Ancak Hüseyin Doganay’i gördüm. Bursa’ya geldi, orda bana misafir oldu.

C.Tas: Tanri rahmet eylesin, Hüseyin Doganay’a. Pardiyeli Hüseyin (Wusênê Pardiye) ile Qemero Areyiz (Kamer Demir) de Bursa’dalar.

A. Sarigül: Ben görmedim. Ama Nuray Canerik Krmiziköprü’ye (Pirdosur) geldi. Orada bizi (kasete veya filme) çekti ama hiç bir yerde çikmadi (yayinlanmadi). O dedi ki: “Ben Kalan Plak ile konusurum, sana haber veriririm.“

C.Tas: Biz öyle saniyorduk ki, Zazaca ezgileri ilk defa plak veya kasete okuyan Hüseyin Doganay’dir ama sen ondan önce plak çikarmissin.

A. Sarigül: Ben, ilk Zazaca plaki 1966’da çikardim:

“Vore vora esto gilê kou, Çêu barkerdo siyê duze waru.“

O yillarda plakçilar Sirkeci Dogubank’da idiler. Ben, tamburumu alir, gider, onlarin kapisinda çalardim. “Oy Kibare“ türküsü de bana aittir. Önce Sezgin Coskun, sonra Yilmaz Çelik söyledi:



Oy Kibare Kibare7 (s.23)

Wusar nao amo,

Sonime têde ware

Murodê ma kena,

Ez vaci ke Buyere

Ax Kibare Kibare,

Xebere mi dê ware

Maa to ke pêhesiyo,

Ma erzena ra dare

Yenê to wazenê,

Nêzon se keri

Nifisa ma çina,

To biremni beri

Ax Kibare Kibare,

Xebere mi dê ware

Maa to ke pêhesiyo,

Ma erzena ra dare

Va ke, “meste bê, ez to de remenu“

Fecir nao kot ci, kes teber nêbeno

Ez vaci ke maa xo nêverdana bêro

M ke Heqi ra wasto, mirod nêcero

Perê mi çinê ke, ez qolind bideri

Malê mi çino ke, ez veyve bikeri

*************

Xidir Akgül, benden ‘Oy Fadike‘ ezgisini duydu, sonra dedi ki “benimdir.“

Enver Çelik ise, “Ax Dersimo“8 türküsünün havasini duydu (ögrendi) ve o makamdan söyledi. Ancak, o türküyü ben 1994’de Askirek’de iken uyarladim. Köylüler göç ediyordu, köyler bosalmisti. Bu durumu gören ben, üzülüp aglamistim. Efkarimdan bu ezgiyi dillendirmistim:

Ax Dersimo, vax Dersimo

Dersim ewre ça murzino

Dismen ewre amo, koto ware

Warê ma dumano, mizo

Sarê xo wedare bao

No çi halo, çi dewrano

Siyo diyarê Mazra Koyi

Nê birao, nê cirano

Bêrê ma pia sime ware

Dismeni bercime dere

Kes ma ra persê nêkeno

Mal ardo sano Kipire

Sarê xo wedare bao

No çi halo, çi dewrano

Siyo diyarê na Barosi

Nê birao, nê cirano

Hêfê mi yeno na qonagi

Hostayi çinê ke viraji

Rijiyo, nêskin ke viraji

Siyu zerrê bonê çêyi

Tekna thola, non tey çino

Sarê xo wedare bao

No çi halo, çi dewrano

Siyu diyerê Tumv Puli

Nê birao, nê cirano

Nonê çina xorê bori

Ax thoraq çino xorê gude keri

Sêr kon rewike nêasena

Khoçikê doyi xo ser de keri

Hêfê mi yeno, na dewa ma

Bar kerdo siyê ciranê ma

Malê ma bêsüane wendo

Verg amo koto gorra ma

Vace, Hemedê mi vace

Derdê to ki zafo ma ra

Suzê ma çiko nêzonme

Surgun kenê dewa ma ra

Bar kenime dewa ma ra

*************

C.Tas: Sen yine de en çok bizim dilden türkü üret. Inanç üzerine, deyisler söyle. Çünkü, artik çok kisi Türkçe söylüyor. Ama dilimiz Zazaca’dan (Kirmancki) artik fazla kimse üretemiyor.

A. Sarigül: Izmir’de Ali Ekber diye biri var. Benim sagdicimin ogludur. Ezgilerimi en çok o dagitti (dolasima soktu). Nereye gitse söylüyor, kasetlere okuyor. Ama, diyor ki:

“Bunlar benimdir.“ Demiyor ki, bunlar Ahmet Sarigül’e aittir. O’nunkiler de var ama (söylediklerin) çogu bana aittir. Kardesim Hüseyin (Sarigül) de türkü söylüyor (üretiyor).

C.Tas: Bu “Fadike“ ezgisini sen, çocuklarinin annesi üzerine mi yaktin?

A. Sarigül: Evet, evlendigimizde… Ondan sonra bizim köyden bir kizi daha evlendirdiler. O da henüz çocuktu, hem onun adi da “Fadike“ idi. O ezgiyi, o zaman söyledim (uyarladim, ürettim). Dedim ki “neden küçük kiz çocuklarinin günahina giriyorlar? Bir ezgi uyarliyayim, her kese ibret olsun!“ O küçük kizi götürdüklerinde, esimin çocuklugunu hatirladim, acidim.

C.Tas: Peki simdi kaç çocugun var?

A. Sarigül: Iki kiz, iki oglum var.

C.Tas: Allah keder vermesin, adlari nedir?

A. Sarigül: Allah razi olsun! Erkekler Abdullah ve Süleyman, kizlar ise Necla ile Leyla’dir.

C.Tas: Çocuklardan kim evli? Torunlar var mi?

A. Sarigül: Yalniz Leyla bekardir, öbürleri evlidir. Bes torunum var. Üçü kizimdan, ikisi de oglumdan.

C.Tas: Allah bagislasin.

A. Sarigül: Allah sizinkileri de, size bagislasin.

C.Tas: Son sözün nedir…?

A. Sarigül: Çok sagol.

C.Tas: Sen de sagol Ahmet Amca. Allah gölgeni üzerimizde eksik etmesin. Hayirli ömürler.


Ahmet Sarigül oglu Süleyman ile

…………

Notlar:





¹. (C.Tas, Samsun, Termal’de Bolas köy seklinde kaydetmis. Ancak, röportajin ilerleyen bölümünde A.Sarigül, Terme adini telaffuz ediyor. Saniyorum Terme yerine Termal seklinde bir yanlis yazim hatasi var. Bolas adli köye ait bilgilere ise ulasamadim. Ancak, Samsun da Balaç ve Ladik de Bolat adli benzer isimli köyler var.



http://tr.wikipedia.org/wiki/Bolat,_Ladik

http://tr.wikipedia.org/wiki/Bala%C3%A7,_Samsun

http://v2.cache4.c.bigcache.googleapis.com/static.panoramio.com/photos/original/43284114.jpg?redirect_counter=2



². Ahmet Sarigül’e göre “Oy Meleme” ezgisi konusunda durum söyledir:

Ezgi, 1965 yilinda Asik Daimi tarafindan plak yapilmis ve söz-müzigin Ahmet Sarigül’e ait oldugu belirtilmistir. Daha sonralari ise Hasan Saglam tarafindan seslendirilmistir.

A. Daimi ve H.Saglam’in okudugu varyantlara ulasamadim. Ozan Rençber ise, bir röportajinda Asik Daimi’nin ‘Oy Melemi’ eserinin kendisini çok etkiledigini ve daha sonraki yillarda albümlerinde yer verdigni belirtir, (http://ozanrencber.blogcu.com/ ). Ancak, ezginin Ozan Rençber tarafindan okunan varyanti Zazaca’dir. Oysa yukarida aktarildigi varyantta da görüldügü gibi A.Sarigül, ‘Ben, Zazaca (Kirmancki) ve Türkçe (Tirki) karisik okumustum. Rahmetli Asik Daimi o ezgiyi degistirdi‘ demektedir. Demek ki, Ozan Rençber, ezginin tümünü Zazaca okumakla aslinda katkida bulunmus oluyor. Ama onun da yanildigi nokta, ezginin Asik Daimi’ye degil aslinda Ahmet Sarigül’e ait olmasidir. Umarim, bu yazi düzeltme için bir vesile olur.

Ozan Rençber’in albümünün yayinlanma tarihine ve okudugu ezginin yazili sözlerine ulasamadim. Ancak, müzignden yaptigim çözümlemesi (olasi küçük farkliliklarla yaklasik olarak) söyledir:



Oy Meleme



Oy Melemi, Melemi

Çimi siay buri qelemê

Ez büne meftunê to (Ez biyü/ne meftunê to)

Büne dismenê alemi (Biyu/biyüne dismenê alemi)

Çênê to çi kivara

Royê mi guret mi ra

Ez bizon ke mirenu,

Virare fin vilê to ra.

Melem, Melem bê nata

To na zerra mi pota

Çor roji na dinawa

Haqi ma rê rinde vata.



Melem to çi kivara

Royê mi guret mi ra

Ez bizan ke mirenu,

Virare fin vilê to ra.

Melem, Melem bê çê ma

Ez heyranê çê sima

Zerra to kesi mekuyo,

Mi to kerda xo çima (Mi to kerda xo çim ra)



Çênê to çi kivara

Royê mi guret mi ra

Ez bizan ki mirenu,

Virare fin vilê to ra.



*************

Ozan Rençber – Oy Meleme:

http://www.youtube.com/watch?v=bVObfpaogE0

“Oy Meleme” ezgisinin bir varyanti da Yilmaz Çelik’in “Biya Duri” (2008) albümünde yer almaktadir.

Yilmaz Çelik – Oy Meleme: http://www.youtube.com/watch?v=oFawl4Q5p3M



Oy Meleme, Meleme

Çimi siay buri qelemê

Ez büne meftunê to (Ez biyü/ne meftunê to)

Büne dismenê alemi (Biyu/biyüne dismenê alemi)



Çênê to çi kivara

Royê mi guret mi ra

Ez bizon ke mirenu,

Virare finu vilê to ra

Melem, Melem bê çê ma

Ez heyranê çê sima

Zerra to kesi mekuyo

Mi to kerda xo çima (Mi to kerda xo çim ra)

Çênê to çi kivara

Royê mi guret mi ra

Ez bizon ke mirenu

Virare fino vilê to ra.

Bê Melemam bê nata

To na zerra mi pota

Destê xo destê mi ke

Heqi ma rê rinde vata



Çênê to çi kivara

Royê mi guret mi ra

Ez bizon ke mirenu,

Virare finu vilê to ra.



*************

CD’nin internetteki tanitiminda sunlar yazili:

“Oy Meleme Vatog: Asik Daimi Areker: Hawar Tornecengi Varyant: Rençber (Çekuya Peyene)”

Tekrarlarsak, eser A. Sarigül’e aittir. A.Daimi, bunu türkçelestirerek bir varyantini okumustur. Daha sonraki yillarda Ozan Rençber tarafindan tümüyle Zazaca okunmustur. Yilmaz Çelik’in “çekuya peyene“ dedigi ama aslinda tümünü küçük farkliliklarla okudugu ezginin yazili ‘kayitçi’sinin Hawar Tornêcengi oldugunu ögreniyoruz. Bu eserin kime ait oldugunu bilmedigi anlasilan ‘Areker’ H. Tornêcengi, bundan böyle yakin köylüsü Ahmet Sarigül’ü gönül rahatligiyla kaynak olarak gösterebilir.

³. Cemal Tas’in yaptigi röportajda “Ela Gözünü Sevdigim Dilber” seklinde yazilmistir. Ancak, kayitlara “Ela Gözlerini Sevdigim Dilber” seklinde geçmistir. Asagida bu kayitlardan üç varyanti sunuyorum.



Ela Gözlerini Sevdigim Dilber-1



Ela Gözlerini Sevdigim Dilber

Ela gözlerini sevdigim dilber

Cihana saldirdi gözlerin beni

Bu dertten bu sinem çürüyüp gider

Hasrete yandirdi gözlerin beni



Ben sana hayranim çekerim cefa

Sular gibi aksam çay olsam daha

Gel sevdigim senle edelim veda

Hasrete yandirdi gözlerin beni



Yöre: Tercan-Erzincan

Söyleyen : Davut Sulari

Notalayan: Muzaffer Sarisözen

http://www.favorinet.net/yerli-sarki-sozleri/387405-muzaffer-sarisozen-ela-gozlerini-sevdigim-dilber.html



Yavuz Bingöl:

http://www.youtube.com/watch?v=Ry0N3zVCZiY



*************





Ela Gözlerini Sevdigim Dilber-2



Ela gözlerini sevdigim Dilber
Göster cemalini görmmeye geldim
Buselerin derde derman dediler
Gerçek mi sevdigim sormaya geldim

Senin asiklarin gülmez dediler
Aglayip yasini silmez dediler
Seni seven yigit ölmez dediler
Gerçeek mi cananim sormaya geldim

Sarigülü’m elden ele Gezerim
Ela gözlü yari candan severim
Dediler o güzel sararip solmus
Hak nasip ederse görmeye geldim

Yöre: Tunceli – Pülümür

Kaynak: Ahmet Sarigül

Notalayan: Mustafa Hossu

Notalari: http://www.turkuyurdu.com/turku-notalari/geldim-ela-gozlerini-sevdigim-13583.htm



*************
Elâ Gözlerini Sevdigim Dilber –3

Elâ gözlerini sevdigim dilber
Göster cemalini görmeye geldim
Seftalini derde derman dediler
Gerçek mi sevdigim sormaya geldim

Gündüz hayallerim, gece düslerim
Uyandikça aglamaya baslarim
Sevdigim, üstünde uçan kuslarin
Tutup kanatlarindan kirmaya geldim

Senin asiklarin gülmez dediler
Aglayip yasini silmez dediler,
Seni biraz saran ölmez dediler
Gerçek mi sevdigim sormaga geldim

Mail oldum senin ince beline
Canim kurban olsun tatli diline
Asik olup senin hüsnü bagina
Kirmizi gülleri dermeye geldim

Karacaoglan der ki gönül dogrusu
Gökte melek, yerde huma yavrusu
Ben sana söyledim, sözün dogrusu
Soyunup koynuna girmege geldim

Kaynak: Karacaoglan

Söyleyen : Anonim

http://www.yeniforumuz.biz/showthread.php?1771331-Elâ-Gözlerini-Sevdigim-Dilber-Anonim

Ahmet Sarigül, 1962 yilinda bu ezgiyi Izmir radyosunda okudugunu ve daha sonra ise Bedia Akartürk’ün de seslendirdigini belirtiyor.



Türkünün izini sürerken su degerlendirme ile karsilastim:



“TRT repertuvarinda bu haliyle yer alan türkünün asli Karacaoglan’a aittir ve kaynagindaki halinden bir hayli yipratilmistir. 19.04.1964 tarihinde Mustafa Hossu tarafindan derlenmistir. Rep. No. 70”.

http://www.turkudostlari.org/13583/Ahmet-Sarigul/Geldim-(Ela-Gozlerini-Sevdigim)-sozleri.html

Diger bir varyantinin A.Sarigül’den önce Davut Sulari tarafindan seslendirildigi ve Muzaffer Sarisözen tarafindan notaya alindigi “Rep.No: 0147” de kayitlidir.



Gerçekten bu türkünün bir çok varyantinin oldugu ama aslinin 17.yy sairlerinden Karacaoglan (1606-1679) tarafindan yazildigi anlasilmaktadir. Ayrica bu ezgi Neset Ertas, Yavuz Bingöl gibi daha bir çok ünlü sanatçi tarafindan seslendirildigi gibi farkli varyantlari da farkli kisiler tarafindan notaya alinmistir. Iste o detaylara ait bazi bilgiler:







ELA GÖZLERINI SEVDIGIM DILBER

TUNCELI/Pülümür

Ahmet Sarigöl

Mustafa Hossu

Mustafa Hossu




ELA GÖZLERINI SEVDIGIM DILBER

ERZINCAN/Tercan

Asik Davut Sulari

Muzaffer Sarisözen

Muzaffer Sarisözen




ELA GÖZLERINI SEVDIGIM DILBER

ANKARA/Çubuk/Karaköy

Burhan Gökalp

Burhan Gökalp

Ismet Akyol




ELA GÖZLERINI SEVDIGIM DILBER

MALATYA

Kemal Çigrik

Ahmet Sezgin

Ahmet Sezgin















http://dc281.4shared.com/img/Mwv902dT/preview.html



http://www.trtnotaarsivi.com/arsiv/thm/thm_arsiv.pdf



4. Ahmet Sarigül’ün belirttigine göre “Vore Vora“ türküsü plak olarak ilk defa 1966’da seslendirilmistir. (“En sifte mi Zazaki plake 1966 de vete“s.23).



Bu ezginin bir versiyonu Kadri Karagöz tarafindan seslendirilmistir. 1991 yilinda çikarilan“Yüzyillik Dersim Türküleri“ isimli kasette ‘Vore Vora‘ adiyla yer alan ezginin söz ve müziginin “anonim“ oldugu belirtilmistir.



Kadri Karagöz, Yüzyillik Dersim Türküleri-1991, Söz-Müzik: Halk Türküsü (anonim)



Kadri Karagöz:

http://www.youtube.com/watch?v=I4mB1rHfy5w&feature=related



Bazi kelimeleri net anlasilmayan ezginin K.Karagöz tarafindan söylenen versiyonu:



Vanê vore vora, esto gilê kou

Çêwu barkerdo amê na dewu

La law to ke sona pêyê dugelu

Comerd Xoli to ma rê vezo biyaro.

Vanê vore vora, vora khanê sero

To jü mordema na xanu sero

Ez minete ken mordemê jê to

Comerd Xoli binê perrê xo sano

Vanê vorê menda, vora na kou



Wusar nao yeno, çeyi sonê waru

La law endi waxtê a roze amo

Milet mi rê xevera ka to biyaro



*************

Bu ezginin bir versiyonu da Metin-Kemal Kahraman tarafindan seslendirilmistir. 2000 tarihli “Sürela“ adli albümde yer alan ezginin kaynagi (çime) Hawar Tornêcengi olarak gösterilmis, söz ve müziginin (Kilam& Qeyde) ise eski (khan) yani anonim oldugu belirtilmistir. Ancak, A. Sarigül’ün verdigi bilgilerden sonra, artik bu durum degismektedir. Bundan böyle ezginin kaynagi olarak A. Sarigül’ü zikretmek gerekiyor. Bu versiyondaki sözler söyledir:



Vanê vore vora esto gilê kou

Yarê mi sileciyo, sono duwelu

La lao, ti ke siya peyê duwelu

Comerd Xoli to ma rê vezo, biyaro



Vanê vore vora … vora khanê sero

Ti jü mordema, na xanu sero

Tiji biya siren waranê ma serro

Gul u sosini biyê tê ra, agwe kota daru

La lao herey mekuye, waxtê vira ra.



*************

Kilam& Qeyde: Khan

Çime: Hawar Tornêcengi

Aranje: Metin u Kemal Kahraman

Sürela – 2000

Vanê Vore Vora – Metin Kemal Kahraman:

http://www.we7.com/#/song/Metin-Kemal-Kahraman/Vane-Vore-Vora

http://www.youtube.com/watch?v=C1vaUZqpx0w&feature=player_embedded



5. Mazra Koyi: Eski kayitlarda Türkçesi ‘Mezreköy‘ olup ‘dag mezrasi‘ anlamina gelir. Pülümür Kirmiziköprüye baglidir. Bugünkü Türkçe adi Sarigül’dür. (Ilginç olan, köydekilerin çogunun soyadi da Sarigül; köye bu adin verilmesinin 1980 sonrasina rastladigi saniliyor). Askirek ise, Zazacasi Askirege (Askirege) olan bugünkü Kocatepe köyüdür; Pülümür, Kirmiziköprü bölgesindedir.



6. Fadike türküsünün sözlerindeki farkliliklara ragmen, müziginin ayni oldugu görülmektedir. A. Sarigül’ün, kendisine ait oldugunu belirttigi ezginin bir versiyonunun, Hidir Akgül tarafindan seslendirildigi ve sahiplendigi anlasilmaktadir. H. Akgül’ün kasetine ulasamadim, ancak Yilmaz Çelik’in seslendirdigi versiyonda önce Hidir’in, sonra da Yilmaz’in adi geçmektedir. Diger sanatçilarin seslendirdigi versiyonlarda da “söz-müzik“ Hidir Akgül’e ait gösterilmistir. Bu demektir ki ezgi, daha çok Hidir Akgül adi ile taninmaktadir.

Ancak, Ahmet Sarigül’ün sözleri çok nettir. Hidir Akgül’ün eserini ‘sahiplendigini” belirtiyor. H.Tornêcengi de, A.Sarigül’in bir yakini oldugu anlasilan Seydali Sarigül’e dayandirdirdigi bir çalismasinda eserin Ahmet amcaya ait oldugunu belirtiyor. Iste, A. Sarigül’ün versiyonu:



AX FADIKE

Çarsefe* esta xo ser
Werte de beli nêbena
Mi sêrkerd Fadika mi
Hurdi hurdi bervena.
Ax Fadike Fadike
Newe biya veyvike
Wastiyê xo dustra niyo
Guneka na çêneke.

Nêzonu çayê bervena
Ez vaji zera xo çina,
Guna naye vemekuyê
Rozê simara pers bena.
Ax Fadike Fadike
Payizi biya veyvike
Wastiyê xo dustra niyo
Hêfê na çêneke.

Sonde hewnê xo nino
Vana maya mi bêro
Maa xo ke amê-vana
Ez çêna xo teyi benu
Ax Fadike Fadike
Newe biya veyvike
Wastiyê xo dustra niyo
Guneka na çêneke.

Zewez çiko nêzona
Domanu de kaykena
Cira ke qeseyê vanê
Nisena ro bervena.
Ax Fadike Fadike
Payiz biya veyvike
Wastiyê xo dustra niyo
Guneka na çêneke

Vaze Hemedê mi vaze
Neqedinê derdê mi
Sarê xo cênu sonu
Nêverdano piyê mi.
Ax Fadike Fadike
Payiz biya veyvike
Wastiyê xo dustra niyo
Guneka na çêneke.



*************
_________________________
Qese u qeyde: Ahmet Sarigül
Vatog: Cafer Kaplan
Het: Pilemoriye (Askirege-Mazra Koyi, 1959)
Arêker: Hawar Tornêcengi

Çime: Seydali Sarigül (suka Mannheim-Almanya)

http://www.facebook.com/group.php?gid=37976388996#!/topic.php?uid=37976388996&topic=15289



*Çarsefe: Kastedilen çarsaftir. Ancak, birincisi “Çarsefe” seklinde yazilisi dogru degildir. Çünkü Zazaca’da ‘Çarsef’ olarak telaffuz edilen kelime, erildir. Bu durumda “Çarsefe” degil ama Çarsefê (bir çarsaf) seklinde söylenmesi gerekir ki, o zaman da cümle “Çarsefê esto xo ser” olur. Ikincisi, Dersim’de bas örtüsü olarak Çarsaf kullanilmaz, eskiden de kullanilmiyordu. Çarsafi kullananlar, yanlis bir sekilde Laz olarak bilinen ama aslinda Türkçe bir sive konusan, Karadeniz’den getirilip bölgenin, Ermenilerden kalan verimli topraklarina yerlestirilen göçmenlerin kadinlaridir. Bunlar siyah ve genellikle de kahverengi örtü giyerlerdi. Erzincan’in Üzümlü, Tercan, Çayirli ilçelerine bagli Türk köylerinde kadinlar hala bu örtüleri giymektedirler. Alevi Zaza kadinlari ve özellikle de berbi (berbiye) olanlar ise dügünlerde, çarsaf degil ama ‘hêrame’ denilen örtüyü kullanirlardi. Bu da genellikle siyah renkliydi. Genelde kullanilan bas örtüsü ise Leçege (leçek) idi ki, Hidir Akgül’in versiyonunda geçiyor. Ayrica tülbende (tülbent), vala gibi bas örtüleri de kullanilirdi. Zazaca’da bunlarin hepsine “Çitike” deniyordu ki, bu da basörtüsü (çit) anlamina geliyor.

Oy Fadike Fadike

(Hidir Akgül’ün versiyonu: Seslendiren: Y.Çelik)



Zewez çiko nêzana

Domanan de kaykena

Jüye xeberê vazo

Nisena ro berbena

Oy Fadikê Fadikê

Ewro biya veyvike

Wastiyê xo dust ra niyo

Guneka na çêneke

Leçega esta sere

Wertê de bêli bena

Mua xo ke vana

Ez çêna tey benu



Oy Fadikê Fadikê

Ewro biya veyvike

Wastiyê xo dust ra niyo

Guneka na veyvike



Vaze Xidirim vaze

Dina to rê nêmana (Dina to rê nêmanena)

Vaze Yilmazim vaze

Dina to rê nêmana (Dina to rê nêmanena)

Guna na çêneke

Rocê ma ra pers bena.



Oy Fadikê Fadikê

Ewro biya veyvike

Wastiyê xo dust ra niyo

Guneka na çêneke



Yilmaz Çelik:

http://www.youtube.com/watch?v=eo0A_VpWB0k



Nilüfer Akbal:

http://www.youtube.com/watch?v=Nlz1-Albrro



Selda Bagcan:

http://www.youtube.com/watch?v=mBLF_eGTP9c



Halil Gümüs:

http://www.youtube.com/watch?v=2WcVvNErZxQ



Riza Akkoç:

http://www.youtube.com/watch?v=DkXAE4U_zWs



Gulistan Perwer:

http://www.youtube.com/watch?v=8uLdl5wRCQM&feature=related



Kardes Türküler:

http://www.youtube.com/watch?v=viVxvi60Vcc&feature=player_embedded



Izzet Altinmese – (Türkçe):

http://www.youtube.com/watch?v=TQxpu5p40Bc&feature=related



7. Oy Kibare Kibare



Ihsan Güleç’in seslendirdigi ezginin müziginin, Hasret Gültekin tarafindan yapildigi belirtilmektedir. Ihsan Güleç’in seslendirdigi ezginin sözleri biraz farklidir ama Ahmet Sarigül’ün ezgisinin bir versiyonu olduguna kusku birakmiyor.



Oy Kibare Kibare,

Mi va sande bê ware

Maa to hesina pê

Ma guncena na dare

Piyê to hesino pê

Ma gunceno na dare



Verê banê piyê to

Kibar dara tenge

Ewre mino tüya*

Sime serê mereke



Oy Kibare Kibare,

Warasen de bê ware

Maa to hesina pê

Ma guncena na dare

Piyê to hesino pê

Ma gunceno na dare



*************



Ihsan Güleç, Oy Kibare:

http://www.youtube.com/watch?v=CtGf0uQT95k



Ezginin sözlerini, Internetteki müzikten çözmeye çalistim.





*“Ewre mino tüya“ seklindeki bir telaffuz yanlistir. Dogrusu, “ewre ez ve to ra“ olabilir.



8. Enver Çelik’in seslendirdigi “Ax Dersimo“ türküsünün sözleri asagidadir. Ahmet Sarigül’ün ezgisi ile karsilastirildiginda epeyce farkli gözüküyorlar. Ama herhelde bir esinlenme söz konusudur. A.Sarigül’ün ezgisinin müzigini duymadim. Öyle anlasiliyor ki A.Sarigül türküsünün havasinin (makami) ç/alindigini kastediyor.





Ax Dersimo



Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/siirler/26987-ax-dersimo.html#post210227



Sanma ki seni unuttum
Senin için adak tuttum
Karin yagmurun bulutun
Özlemimsin Munzur suyu



Ax Dersimo, wax Dersimo
Çhemê Munzur zaf hersino
Milletê ma surgin kerdê
Dewran dewranê kutikano
Dewran dewranê kelpono



Dertlisin, bagri yaniksin
Sen tarihin tanigisin
Gelemem çok uzaktasin
Isyanimsin Munzur suyu



Ax Dersimo, wax Dersimo
Çhemê Munzur zaf hersino
Milletê ma surgin kerdê
Dewran dewranê kutikano



Dewran dewranê zalimano



http://www.youtube.com/watch?v=eC5jpv0bL8g



http://www.facebook.com/video/video.php?v=116052688470331&oid=167873859902241&comments

 

 

DOSTÊ MA:   Zazaki.de   |  Piya Forum   |  Hüseyin Aygün   |  AABF  |  Tunceli Emek |  Faruk Iremet    |  FDG  | Radiozaza Forumu  | Zaza Der  |